Burhan EPTEMLİ

Özgür Özel, CHP’ye genel başkan oldu. Ancak genel başkanlık sürecine giden yola baktığımızda, Özgür Özel’in dahi böyle bir beklentisi ve inancı olmadığını görmek gerekir. Hatta o günlerde birileri çıkıp kendisine, “Gün gelecek CHP’ye genel başkan olacaksın.” deseydi, muhtemelen “Çok hayalcisiniz.” derdi.

Çünkü Özgür Özel’in genel başkanlığa giden yolu, kendi siyasi ağırlığından, kendi liderlik kabiliyetinden ya da toplumda oluşturduğu büyük bir karşılıktan doğmadı. Bana göre bu yol, daha önce planlanmış bir siyasi mühendisliğin sonucuydu.

Önce Ekrem İmamoğlu’na bir hikâye yazıldı. Türkiye’nin yeni siyasi lideri Ekrem İmamoğlu olacaktı. Ancak İmamoğlu’nu çok yıpratmamak için CHP içerisinden bir ismin kullanılması gerekiyordu. Bu kişinin makama ve paraya zaafı olan, yönlendirilebilir, elde tutulabilir biri olması lazımdı. Özgür Özel, onlar için seçilmiş özel bir isimdi.

Özgür Özel’e bile o günlerde, “Sen CHP’ye genel başkan olacaksın.” deselerdi, muhtemelen bunu hayalcilik olarak değerlendirirdi. Ancak bunu hazırlayan yapı, kimin ne kadar kabiliyetli olduğuna bakmaz. Kim ne kadar biat eder, kim ne kadar zaaf sahibidir, kimi ne kadar elde tutabilir; buna bakar. Bu kişi de onlar için Özel’di.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nu yanına alamayan FETÖ, planına Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel üzerinden devam etti. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu’nu yanlarına alabilselerdi, CHP içerisinde bunların yapılmasına hiç gerek kalmayacaktı.

Kemal Kılıçdaroğlu da örgütün işine gelmezdi. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun paraya, pula ve kadına zaafı yoktu. Bu nedenle CHP’yi ele geçirseler bile Kılıçdaroğlu’suz devam etmek zorundaydılar. Çünkü istedikleri kişi, kendilerine sonsuz biat edecek, göbekten bağlı olacak biri olmalıydı. Bu kişi Kemal Kılıçdaroğlu değildi.

Yıllar süren planlarını 2023 seçimlerinde devreye soktular. Kemal Kılıçdaroğlu “Cumhurbaşkanı adayıyım.” dedikten sonra, örgütle hareket eden ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındakilerden bazıları onun kazanmaması için ellerinden geleni yapmaya başladılar.

Başta Ekrem İmamoğlu’nun düşüncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanmaması gerekiyordu. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu kazansa, tüm planlar yerle bir olacaktı. Cumhurbaşkanı olarak partide de tek yetkili isim olacaktı. Ekrem İmamoğlu her ne kadar cumhurbaşkanı yardımcısı olsa da Kemal Bey, istediği zaman kabineyi değiştirme yetkisine sahip olacaktı. Bir sonraki kabinede Ekrem İmamoğlu’nu yardımcısı yapmayabilirdi.

Hatta seçimi kazandıktan sonra Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yardımcısı yapmayabilir, İstanbul’a da tekrar aday göstermeyebilirdi. Aday gösterilmeyecek bir İmamoğlu, halk tarafından zamanla tamamen unutulurdu. Buna karşılık 75 yıl sonra CHP’ye seçim kazandıran Kemal Kılıçdaroğlu ise kahraman olurdu. İşte o zaman üst aklın planı tamamen çökerdi. Bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kazanmamalıydı.

Zaten kazanamayacaklarına kendilerini o kadar inandırmışlardı ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında duran bazı vekiller bile kendilerini buna göre ayarlamışlardı. Üst akıllarına göre hikâye kusursuz olmalıydı. Hata ile karşılaşılacak yerlerde ise mutlaka başka bir B planları olmalıydı.

Kılıçdaroğlu’nun çevresindeki kendi yapılarına bağlı olan siyasilere, “Siz aday olun, aman dışarıda kalmayın.” denilmişti. Çünkü onlara göre Kılıçdaroğlu kazanmayacak ve planları buna göre işleyecekti.

Örneğin Özgür Özel, Kemal Bey’in gerçekten yanında dursaydı milletvekili adayı olmazdı. “Zaten seçimi kazanacağız, ben de bakan olurum.” derdi.

Ali Mahir Başarır milletvekili adayı olmaz, “Ben adalet bakanı olurum.” derdi.

Murat Emir milletvekili adayı olmaz, “Ben sağlık bakanı olurum.” derdi.

Peki neden yapmadılar?

Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu kazanmamalıydı. Gelen talimatın bu yönde olduğu ve kendilerinin de bu doğrultuda hareket ettikleri düşüncesindeyim.

Vekil adayı olmayıp Kemal Bey’in yanında duran olmadı mı?

Elbette oldu.

“Ne olursa olsun Kemal Bey kazansa da kazanmasa da biz yanındayız.” diyenler de vardı.

Bunlardan biri Bülent Kuşoğlu’ydu. Milletvekili başvurusu yapmadı. Kemal Bey’in kazanacağına inanarak, onun yanında kalacağı düşüncesiyle hareket etti. Uygun görülürse maliye bakanı olabileceğini düşündü.

Bir diğeri Yıldırım Kaya’ydı. O da milletvekilliği başvurusu yapmadı. “Kazanacağız, ben de millî eğitim bakanı olurum.” düşüncesindeydi.

ve.... diğerleri

Yani CHP içerisinde gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inananlar da vardı.

Ama Özgür Özel ekibinde bu inanç yoktu.

Çünkü üst akılları, Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmayacağını; sonrasında CHP’yi ele geçirmek için kongrede gereken her şeyin yapılacağını ve CHP’nin ele geçirileceğini söylüyordu.

CHP ele geçirildikten sonra Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı yapılacak ve böylece FETÖ’cülerin Türkiye’ye geliş yolunun açılacağı düşünülüyordu. Sonrasında ise Türkiye’nin tamamen ele geçirilerek ABD ve Avrupa’nın boyundurluğu altına alınması planlanıyordu.

Burada mesele yalnızca bir genel başkan değişimi meselesi değildir. Mesele, CHP’nin kimlerin iradesiyle yönetileceği, hangi aklın kontrolüne gireceği ve Türkiye siyasetinde hangi projenin parçası hâline getirileceği meselesidir.

Hatırlayın, Özgür Özel Barcelona’ya gidip Türkiye’yi Avrupa’ya şikâyet etmedi mi? Sizce neden?

Çünkü kendisini içeride milletin iradesine dayandıran bir lider, dışarıdan medet ummaz. Lider, kendi ülkesini yabancı başkentlerde şikâyet ederek değil; milletinin içinde, kendi siyasi iradesiyle, kendi gücüyle ayakta durarak lider olur.

Bütün bu yaşananlar bir araya getirildiğinde, bugün sormamız gereken soru şudur:

Özgür Özel neden genel başkan oldu da lider olamadı?

Çünkü genel başkanlık bir makamdır; liderlik ise insanları peşinden sürükleyebilme, güven verebilme ve kendi iradesiyle hareket edebilme meselesidir.

Genel başkanlık koltuğa oturmakla alınır; liderlik ise milletin gönlünde karşılık bulmakla kazanılır. Genel başkan olmak için kongre kazanmak yeterli olabilir. Ama lider olmak için irade göstermek, duruş ortaya koymak, kendi aklıyla hareket etmek ve millete güven vermek gerekir.

Benim kanaatime göre Özgür Özel, CHP’nin genel başkanı olmuştur; ancak CHP’nin lideri olamamıştır.

Image

Genel başkan olmuş ama üçüncü eş genel başkan olmuş. Birinci başkan en üst irade, ikinci başkan Ekrem İmamoğlu ve üçüncü başkan Özgür Özel olmuştur. 

Çünkü liderlik, başkalarının yazdığı hikâyenin figürü olmakla değil; kendi hikâyesini milletin önünde cesaretle yazmakla mümkündür.

#Köşe Yazısı

Köşe Yazarı

Burhan EPTEMLİ

Yorumlar 0

Giriş yap — yorum yapmak için