
Kemal Kılıçdaroğlu için yıllardır aynı cümle tekrar ediliyor: “13 seçim kaybetti.”Evet, seçim sonuçlarına yalnızca sandıktaki birinci parti olma ölçüsüyle bakarsanız, Kılıçdaroğlu seçim kaybetmiştir. Fakat siyaseti sadece kazanan-kaybeden basitliğine indirgerseniz, CHP’nin tarihsel gerçekliğini, Türkiye’nin siyasi koşullarını ve Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu yükselişi görmezden gelmiş olursunuz.
Bir liderin başarısız olduğunu söyleyebilmek için önce şu soruya cevap vermek gerekir: O lider partiyi nereden aldı, nereye taşıdı?
Eğer Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi iktidarda ya da iktidara çok yakın bir noktada devralmış olsaydı; ardından partinin oylarını sürekli düşürseydi, toplumsal desteği daraltsaydı, CHP’yi küçültseydi, o zaman “başarısız lider” demek kolay olurdu. Fakat ortada böyle bir tablo yok. Tam tersine, CHP tarihine bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun partiyi aldığı yer ile taşıdığı yer arasındaki fark açıkça görülüyor.
Balık hafızalı olanlar için çok eskilere gitmeye gerek yok. 1991 genel seçiminden bugüne kadar CHP çizgisine bakıldığında, ortada sürekli iktidar olmuş, seçim kazanmış, toplumsal çoğunluğu arkasına almış bir CHP tablosu yoktur. CHP, uzun yıllar boyunca yüzde 20 bandına sıkışmış, hatta bazı dönemlerde Meclis dışında kalmış bir partidir.
1991’de SHP adıyla girilen genel seçimde alınan oy oranı yüzde 20,8’dir.1995’te CHP’nin oyu yüzde 10,7’ye düşmüştür.1999’da CHP yüzde 8,7 ile baraj altında kalmıştır.2002’de CHP yüzde 19,4 oy almıştır.2007’de Deniz Baykal liderliğinde CHP’nin oyu yüzde 20,9 olmuştur.
Yani Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olmadan önce CHP’nin en yüksek başarı çıtası zaten yüzde 20 bandıdır. CHP, uzun yıllar boyunca toplumun büyük kesimlerine ulaşmakta zorlanan, belirli bir seçmen kitlesine sıkışmış bir parti görüntüsündedir.
Peki Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı?
2010’da CHP Genel Başkanı oldu. Daha ilk genel seçimde, yani 2011’de CHP’nin oyunu yüzde 26’ya çıkardı. Bu, CHP açısından küçük bir artış değil, partinin yıllardır aşamadığı psikolojik eşiğin kırılmasıydı. Kılıçdaroğlu, CHP’yi sadece oy oranı olarak değil, siyaset yapma biçimi olarak da genişletmeye çalıştı. Farklı toplumsal kesimlerle temas kurdu, CHP’nin kapılarını daha geniş bir seçmen kitlesine açtı.
2015 Haziran seçimlerinde CHP yüzde 25 oy aldı.2015 Kasım seçimlerinde yüzde 25,3 seviyesinde kaldı.2018’de yüzde 22,6 oy aldı.2023 genel seçimlerinde ise CHP yeniden yüzde 25,3 oy oranına ulaştı.
Asıl büyük kırılma ise 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşandı. Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye siyasetinin 1938'den sonraki en güçlü lideri olan Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında birinci turda yüzde 44,9 oy aldı. İkinci turda ise bu oran yüzde 47,8’e çıktı.
Bu tabloyu görmezden gelip “13 seçim kaybetti” demek, meseleyi bilerek basitleştirmektir. Çünkü Kılıçdaroğlu, CHP’yi yüzde 20 bandından alıp cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 47,8’e kadar taşıyan liderdir. Üstelik bunu, sadece bir siyasi parti liderine karşı değil; yıllardır iktidarda olan, geniş bir medya gücüne sahip olan ve dünya çapında güçlü bir lider olarak kabul edilen Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapmıştır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısı da tam olarak buradadır.
Kılıçdaroğlu, kaybederken bile CHP’nin oylarını büyütmüş, muhalefet bloğunu genişletmiş, farklı siyasi partileri aynı masa etrafında buluşturmuş, Türkiye’de iktidar değişimi ihtimalini ilk kez bu kadar güçlü hâle getirmiştir. Daha önce yüzde 20’lerde kalan CHP, Kılıçdaroğlu döneminde toplumun yarısına yaklaşan bir siyasi hattın merkezine yerleşmiştir.
Bugün Kılıçdaroğlu’na sadece “seçim kaybetti” diyerek saldıranlar, CHP’nin geçmiş seçim performansını bilerek ya da bilmeyerek yok sayıyorlar. Oysa rakamlar ortadadır. CHP, Kılıçdaroğlu öncesinde de sürekli seçim kazanan bir parti değildi. Hatta uzun yıllar boyunca iktidar alternatifi olmakta zorlanan bir partiydi. Kılıçdaroğlu ise bu partiyi yeniden iktidar iddiası taşıyan bir noktaya getirdi.
Elbette “seçimi kaybetti” denilebilir. Buna itiraz yok. Sandık sonucu ortadadır. Fakat doğru cümle şu olmalıdır: Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kaybetti ama CHP’yi tarihsel olarak büyüterek kaybetti. Oyunu artırarak kaybetti. Toplumsal muhalefeti genişleterek kaybetti. Erdoğan karşısında yüzde 47,8’e ulaşarak kaybetti.
Siyasette her kayıp aynı değildir. Bazı kayıplar çöküştür, bazı kayıplar ise geleceğin temelini atan büyük yürüyüşlerdir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun mücadelesi, CHP tarihi açısından ikinci kategoriye girer.
Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nu sadece “13 seçim kaybetti” cümlesine hapsetmek hem CHP tarihini bilmemektir hem de Türkiye siyasetinin son 15 yılını doğru okuyamamaktır. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi küçülten değil, CHP’yi büyüten bir liderdir. CHP’yi dar bir alandan çıkarıp Türkiye’nin yarısına ulaşan bir siyasi iddianın merkezine taşıyan isimdir.
Bugün dürüst bir değerlendirme yapılacaksa, meseleye sloganlarla değil rakamlarla bakmak gerekir. Rakamlar da açıkça şunu söylüyor: Kemal Kılıçdaroğlu, CHP tarihinin en zor dönemlerinden birinde partiyi ayakta tutmuş, büyütmüş ve iktidar alternatifi hâline getirmiştir.
Evet, seçim kazanılamadı.Ama CHP, Kılıçdaroğlu döneminde tarihsel olarak büyüdü.
Bu gerçeği görmeyenlerin sorunu Kılıçdaroğlu değil; siyasi hafızalarının zayıflığıdır.
Giriş yap — bu yazıyı beğenmek için
Yorumlar 0
Giriş yap — yorum yapmak için