
Siyasette bazen bir kişinin attığı adım, tek başına bir transfer haberi değildir. O adım; partinin iç yapısını, yönetim anlayışını, baskı mekanizmalarını ve hatta geleceğe dair kırılmaları da gösterir.
Son dönemde CHP’li belediye başkanlarının peş peşe partilerinden ayrılması artık “tekil olay” olmaktan çıktı. Özellikle yıllarca CHP içinde siyaset yapmış, partisinin sembol isimlerinden biri hâline gelmiş bazı isimlerin AK Parti’ye geçmesi ya da geçeceğinin konuşulması, siyasetin normal akışıyla açıklanabilecek bir durum olmaktan uzaklaşmaya başladı.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, kamuoyunda “Topuklu Efe” olarak bilinen Özlem Çerçioğlu oldu. Uzun yıllardır CHP’nin güçlü figürlerinden biri olarak görülen bir ismin AK Parti’ye geçmesi ihtimal dâhiline bile sokulmazken, bugün bunun gerçekleşmiş olması siyasette ciddi bir kırılmadır. Bunun yanında bazı ilçe belediye başkanlarının da CHP’den ayrılarak AK Parti’ye katılması tartışmaları daha da büyüttü.
Keçiören Belediye Başkanı’nın genel başkanıyla yaşadığı sert tartışmalar sonrası CHP’den istifa ederek bağımsız kalması da bu tabloyu güçlendiren gelişmelerden biri oldu.
Şimdi ise kulislerde Afyonkarahisar belediye başkanı Burcu Köksal için benzer iddialar konuşuluyor. Eğer bu söylentiler doğruysa mesele artık birkaç kişinin bireysel tercihi değil, doğrudan CHP’nin yönetim anlayışının sorgulanmasına dönüşür.
Her ayrılığın ardından CHP cephesinden benzer açıklamalar geldi:
- Dosyası vardı…
- Yolsuzluk yaptı…
- Cezaevine girmemek için geçti…
Şimdi burada cevap verilmesi gereken çok önemli bir soru ortaya çıkıyor.
Eğer CHP Genel Merkezi’nin iddia ettiği gibi bu belediye başkanları gerçekten yolsuzluk yaptıysa, o zaman CHP kendi belediyelerinde yolsuzluk olduğunu kabul etmiş olmuyor mu?
Çünkü yıllarca aynı parti içinde görev yapan, aday gösterilen, seçim kampanyalarında birlikte fotoğraf verilen, halkın karşısına “bizim belediye başkanımız” diye çıkarılan isimler bugün bir anda “yolsuz” ilan ediliyorsa burada ciddi bir siyasi çelişki vardır.
Bir başka soru daha ortaya çıkıyor:Madem bu insanlar yolsuzdu, neden o dönem ses çıkarılmadı?Neden haklarında parti içi soruşturma açılmadı?Neden kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılmadı?
Üstelik kulislerde konuşulanlara göre önümüzdeki günlerde AK Parti’ye katılacağı iddia edilen başka CHP’li belediye başkanları da var. Eğer CHP yönetimi gerçekten bu isimlerle ilgili yolsuzluk, usulsüzlük veya kamu zararına ilişkin bilgi ve belgelere sahipse bunu bugün açıklamalıdır.
Yarın bir gün o belediye başkanları parti değiştirdikten sonra çıkıp “Dosyası vardı, o yüzden geçti” demenin siyaseten de toplumsal olarak da bir karşılığı kalmaz.
Eğer ortada gerçek bir suç varsa, yapılması gereken şey siyasi serzeniş değil; açık bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmek ve savcılığa suç duyurusunda bulunmaktır.
Çünkü halk artık kulis cümlelerine değil, somut tavırlara bakıyor.
Yok eğer ortada iddia edildiği gibi bir yolsuzluk yoksa, bu kez daha ağır başka bir soru gündeme gelir:
Bu belediye başkanları neden partilerinden kopuyor?
İnsan kolay kolay yıllarını verdiği siyasi hareketten ayrılmaz.Hele ki belediye başkanlığı gibi siyasi kariyerin zirve noktalarından birine o parti sayesinde gelmiş bir isim, durduk yere partisinden kopmaz.
Demek ki ya ciddi bir baskı görüyor…Ya dışlanıyor…Ya da parti içinde artık nefes alamayacak bir atmosfer oluşuyor.
Burada AK Parti açısından da ayrı bir risk vardır.
Eğer gerçekten hakkında ciddi şaibe bulunan isimler sadece siyasi güç nedeniyle bünyeye katılıyorsa, bunun bedelini günü geldiğinde millet sandıkta keser. Bu halk, yolsuzluğu kendi partisinden olunca da affetmez, karşı taraftan gelince de görmezden gelmez.
Siyaset; sadece transfer yapmak değil, ahlaki tutarlılığı da koruyabilmektir.
Bugün yaşanan tablo bize şunu gösteriyor:Türkiye’de artık sadece partiler değil, partilerin kendi içindeki güven ilişkileri de çözülüyor.
Çünkü siyasette en ağır kriz, rakibin güçlenmesi değil; kendi yol arkadaşlarının sessizce başka bir yola sapmasıdır.
Ve unutulmamalıdır ki:
“Bir partiyi ayakta tutan sadece aldığı oy değil, kendi insanlarının o partiye duyduğu vicdani bağlılıktır.”
“Anne; bir evladın ilk vatanı, ilk duası, ilk sığınağıdır.Sevgisiyle dünyayı güzelleştiren tüm annelerin Anneler günü kutlu olsun.”
Giriş yap — bu yazıyı beğenmek için
Yorumlar 0
Giriş yap — yorum yapmak için