Burhan EPTEMLİ

Türkiye kolay bir dönemden geçmiyor. Ekonomi konuşulmayı bekliyor. Mutfaktaki yangın her eve uğruyor. Adalet tartışmaları toplumun önemli bir bölümünde karşılık buluyor. Sağlık sistemi, eğitimde kalite meselesi, gençlerin gelecek kaygısı… Üstelik dört bir yanımız ateş çemberi. Sınırlarımızın ötesinde savaşlar, bölgemizde jeopolitik gerilimler ve küresel krizler yaşanıyor.

Böyle bir dönemde ülke gündeminin merkezinde ne var? CHP’de kimin eli kimin cebinde, kim kime ne dedi, kim kiminle kavgalı oldu, kim hangi kaseti servis etti, kim kimi suçladı…

Yanlış anlaşılmasın; elbette kamuoyuna düşen bir konu konuşulur. Siyaset şeffaflık ister. İddialar varsa gündeme gelir, tartışılır. Ancak bir gün, iki gün konuşulan meselelerin haftalarca ülkenin ana gündemine dönüşmesi de başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Türkiye gerçekten sadece bunları mı konuşmalı?

Bugün televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve siyasi tartışma programlarında saatlerce CHP içindeki güç mücadeleleri anlatılıyor. Peki aynı yoğunlukla vatandaşın cebindeki eksilen para konuşuluyor mu? Gençlerin işsizlik kaygısı konuşuluyor mu? Tarım, sanayi, üretim, dış politika konuşuluyor mu?

Ancak burada asıl dikkat çekici soru başka: CHP bu kadar tartışmanın merkezindeyken neden parti yönetimi daha güçlü bir refleks göstermiyor?

Neden Genel Başkan Özgür Özel çıkıp; “Bu kadar iddia konuşuluyorsa, bu parti kendi içinde gereğini yapacak” demiyor? Neden “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz; gelin tüm iddiaları araştıralım, parti içinde kapsamlı bir iç denetim başlatalım” çıkışı gelmiyor?

Çünkü siyasette bazen suskunluk da bir mesajdır. Ve uzun süren sessizlikler, iddiaların kendisinden daha fazla tartışılmaya başlanır.

İşin bir de siyasi matematik tarafı var.

CHP içinde yaşanan her tartışma sadece CHP’yi ilgilendirmiyor. Bu tablo en çok rakiplerine yarıyor. Özellikle AK Parti açısından bakıldığında ortaya dikkat çekici bir sonuç çıkıyor. Yerel seçim sonrası moral üstünlüğü kaybettiği düşünülen AK Parti, rakibinin iç kavgalarını izlerken yeniden toparlanma alanı buluyor.

Siyasette boşluk kabul etmez. Bir taraf kendi enerjisini iç mücadelelere harcarken diğer taraf seçmenini yeniden konsolide eder.

Nitekim son dönemde görünen tablo da buna işaret ediyor. CHP’de yaşanan karmaşa bazı seçmenleri yavaş yavaş uzaklaştırırken, AK Parti kendi seçmenini yeniden toparlama fırsatı yakalıyor. Özellikle yerel seçimde sandığa gitmeyen Ak partili seçmenin bir kısmı yeniden siyasete dönmeye başlıyor.

Çünkü seçmen bir süre sonra kavga değil güven görmek ister. Sürekli tartışma değil istikrar görmek ister.

Siyasette rakibinizi yenmenin en kolay yolu, onun kendi kendisiyle kavga etmesini beklemektir.

Bir siyasi tavsiye ile bitirelim: CHP’ye düşen görev, iddiaları görmezden gelmek değil, cesur biçimde üzerine gitmektir.

AK Parti’ye düşen görev ise rakibin hatalarına güvenip rehavete kapılmamaktır. Çünkü seçmen bazen kızar, bazen bekler ama günü geldiğinde herkese hesabı sandıkta keser.

Atalar boşuna söylememiş:

“Evdeki hesap çarşıya uymaz.”

Siyasette de planlar masada yapılır; kararı ise millet verir.

#Köşe Yazısı

Köşe Yazarı

Burhan EPTEMLİ

Yorumlar 0

Giriş yap — yorum yapmak için