
CHP hakkında bugünlerde en kolay kullanılan ifade şudur: “CHP bölündü.” Hayır. CHP bölünmedi; CHP arındı.
Arınmak, kimseyi peşinen suçlamak ya da yargı kararı olmadan hüküm vermek değildir. Arınmak; bir siyasi partinin kendi tarihine, kurucu değerlerine, ahlaki standardına ve seçmenine yeniden dönmesidir. CHP’nin önündeki mesele tam olarak budur.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri, CHP açısından yalnızca bir seçim yarışı değildi. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci turda 25,5 milyonun üzerinde oy alarak yüzde 47,82’ye ulaştı. Bu sonuç; yıllarca “İzmir’i kaybetmeyelim yeter” duygusuna sıkıştırılmak istenen CHP seçmenine, yeniden Türkiye’yi yönetme umudu verdi.
Bir dönem CHP seçmeninin en büyük tesellisi İzmir’i kaybetmemekti. Sayın Kılıçdaroğlu ile bu savunma psikolojisi aşıldı; CHP seçmeni ilk kez yalnızca İzmir’i korumayı değil, Türkiye’yi yönetmeyi konuşmaya başladı. 2023’te 25 milyonu aşan destek, bu değişimin en açık göstergesidir.
Kılıçdaroğlu’nun en büyük başarısı, CHP’yi dar bir çevrenin partisi olmaktan çıkarıp toplumun her kesimine seslenen bir iktidar alternatifi hâline getirmesiydi. Muhafazakârı, milliyetçisi, sosyal demokratı, genci, kadını, emeklisi; bu ülkenin adalet, huzur ve değişim isteyen milyonları aynı umut etrafında buluştu. CHP’nin iktidar ihtimali, ilk kez bu kadar geniş bir toplumsal zeminde konuşuldu.
2024 yerel seçimlerinde CHP, Sayın Özgür Özel genel başkanlığında yüzde 37,77 oyla birinci parti oldu ve 17,39 milyon oy aldı. Bu elbette küçümsenecek bir sonuç değildir. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimiyle yerel seçimi mekanik biçimde karşılaştırmak doğru olmasa da siyasi gerçek ortadadır: Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği geniş toplumsal umut, CHP’nin sonraki başarısının da zeminini oluşturmuştur.
Bugün 17 milyon mu, 25 milyon mu daha büyük sorusunu sormak zorundayız. Çünkü mesele sadece sayı değildir; mesele CHP’nin hangi siyasi iddia ile büyüdüğüdür. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’ye iktidar hedefini yeniden hatırlatmıştır. CHP’yi yalnızca belli kentlerin, belli mahallelerin ya da belli seçmen kümelerinin partisi olmaktan çıkarıp Türkiye’nin partisi yapmıştır.
CHP’nin tarihinde hatalar olabilir, eksikler olabilir, sert iç tartışmalar olabilir. Ancak CHP hiçbir zaman arsızlıkla, hırsızlıkla, yolsuzlukla özdeşleşen bir parti olmadı. CHP’nin en büyük gücü; halkın gözünde temiz siyasetin, kamucu anlayışın ve Cumhuriyet ahlakının temsilcisi olmasıydı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde CHP, şahsı ve kurumsal kimliği üzerinden hırsızlık, yolsuzluk ve arsızlıkla anılan bir parti olmadı. Tartışma varsa, CHP’nin iktidar iddiası, politikaları ve ülkenin geleceği üzerineydi. Yeni Parti ve ekibi etrafında kamuoyuna yansıyan ağır iddialar, CHP’nin de bu kavramlarla birlikte anılmasına yol açtı. Hiçbir iddia kesinleşmiş bir hüküm değildir; fakat bu iddiaların gölgesinin CHP’nin üstünde taşınması da kabul edilemez. Bu nedenle yaşanan, CHP’nin bu gölgeden arınma ihtiyacıdır.
Bugün bazı belediye başkanları ve yöneticiler hakkında kamuoyuna yansıyan ağır iddialar, hazırlanan iddianameler ve devam eden yargı süreçleri CHP’nin tarihsel itibarını tartışmanın merkezine taşımıştır. Elbette kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez. Fakat CHP’nin refleksi de susmak, görmezden gelmek veya her eleştiriyi düşmanlık saymak olmamalıdır. CHP’nin refleksi; şeffaflık, hesap verebilirlik ve temiz siyaset olmalıdır.
İşte arınma budur.
Yeni Parti adıyla ortaya çıkan anlayışın ve etrafındaki ekibin CHP’ye verebileceği en büyük zarar, partinin tarihsel hafızasını kişisel hesaplara kurban etmektir. Yenilik; makam kavgası, sosyal medya polemiği, tasfiye dili ve kısa vadeli siyasi hesap değildir. Yenilik; temiz kadro, güçlü program, halkla bağ ve iktidar iradesidir.
CHP’nin mirası, günübirlik siyasi marka arayışlarına sığmayacak kadar büyüktür. Bu miras; Altı Ok’tur, Kuvayı Milliye ruhudur, sosyal adalettir, halkçılıktır, kamuculuktur. Bu miras, kişisel hırsların ya da dar ekip hesaplarının arkasına saklanacak bir miras değildir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasette bıraktığı en önemli iz; CHP’ye yeniden iktidar umudu kazandırmış olmasıdır. Bugün yapılması gereken, o umudu küçümsemek değil; o umudu temiz siyaset, güçlü kadro ve halktan yana politikalarla büyütmektir.
CHP bölünmedi. CHP, kendi tarihine, ahlakına ve halkına yeniden dönmek için arındı.
Giriş yap — bu yazıyı beğenmek için
Yorumlar 0
Giriş yap — yorum yapmak için