
Amedspor, bugün yalnızca Diyarbakır’ın futbol takımı değildir. Amedspor; Van’dan Siirt’e, Bitlis’ten Hakkâri’ye, Mardin’den Ağrı’ya kadar geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın kendinden bir parça gördüğü, başarılarıyla gurur duyduğu ortak bir değerdir.
Amedspor hangi rakiple oynarsa oynasın; Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi, Beşiktaş’ı, Trabzonspor’u ya da başka bir Anadolu kulübünü yenmesi halinde Doğu ve Güneydoğu’nun pek çok ilinde yaşanan sevinç bunun en doğal göstergesidir. Çünkü o galibiyet, birçok insan için sadece üç puan değildir; görülmenin, temsil edilmenin ve başarıyla anılmanın sevincidir.
Bunda şaşılacak, sorgulanacak ya da altında başka anlamlar aranacak hiçbir şey yoktur. Trabzonspor şampiyon olduğunda Karadeniz’in dört bir yanında yaşanan coşku ne kadar doğal ise; Diyarbakır’ın ya da Doğu’nun bir takımının başarılarıyla bölge halkının sevinmesi de o kadar doğaldır. Türkiye’nin her bölgesinin kendi takımıyla, kültürüyle, şehriyle gurur duyması bu ülkenin zenginliğidir.
Doğu halkı bu ülkenin ayrılmaz parçasıdır. Bu toprakların insanı; emeğiyle, kültürüyle, misafirperverliğiyle, inancıyla ve kardeşlik duygusuyla Türkiye’nin en güçlü damarlarından biridir. Onların sevinci Türkiye’nin sevincidir. Diyarbakır’da atılan bir golün Van’da, Bitlis’te, Siirt’te, İstanbul’da, Ankara’da alkışlanması; bu ülkenin ortak aidiyetinin büyümesidir.
Sporun birleştirici dili, siyasetin de toplumsal huzurun da önünü açmalıdır. Amedspor’un başarısı üzerinden ayrışma değil, ortak sevinç konuşulmalıdır. Çünkü bu ülkenin ihtiyacı; herkesin kendi kimliğiyle, kendi şehriyle, kendi takımıyla gurur duyarken aynı bayrağın altında eşit yurttaşlık hukukuyla yaşayabilmesidir.
Bırakalım Diyarbakır sevinsin, Van sevinsin, Bitlis sevinsin, Siirt sevinsin. Bırakalım Türkiye’nin her ili kendi değeriyle gurur duysun.
Çünkü sevinç çoğaldıkça kardeşlik büyür; kardeşlik büyüdükçe Türkiye kazanır.
Giriş yap — bu yazıyı beğenmek için
Yorumlar 0
Giriş yap — yorum yapmak için