COP31 İklim Zirvesi, gelişmekte olan ülkelere sağlanacak iklim finansmanı konusunda emsal niteliğinde bir anlaşmayla sona erdi. 190'dan fazla ülkenin imzaladığı anlaşma çerçevesinde yıllık 500 milyar dolarlık bir iklim finansman fonu oluşturulacak.

Türkiye de bu anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında yer aldı. Çevre Bakanlığı, Türkiye'nin iklim taahhütlerini güncelleyeceğini ve 2035 yılına kadar toplam emisyonlarını yüzde kırk azaltmayı hedeflediğini açıkladı. Bu hedef, bir önceki taahhüdün yaklaşık iki katına denk geliyor.

En dikkat çekici kırılma noktalarından biri, fosil yakıt sübvansiyonlarına ilişkin metnin bu denli güçlü bir dille kaleme alınmış olmasıydı. Metin, hükümetleri 2030 yılına kadar kömür, petrol ve gaz sübvansiyonlarını kademeli olarak sonlandırmaya çağırıyor. Bu formülasyon, daha önceki zirvelerden çıkan metinlere kıyasla önemli ölçüde daha kararlı bir duruş yansıtıyor.

Ancak sivil toplum kuruluşları, anlaşmanın somut uygulama mekanizmalarını hâlâ yetersiz buluyor. Greenpeace Türkiye Direktörü, "Hedefler doğru yönde gidiyor, ancak bağlayıcı uygulama protokolleri olmadan bu taahhütler havada kalabilir" dedi. Denetleme ve hesap verebilirlik süreçleri önümüzdeki aylarda somutluk kazanacak.

İklim bilimciler ise bu anlaşmayı olumlu bir adım olarak değerlendirirken, iklim krizinin mevcut hızını kesmek için bu adımların yeterliliği konusunda iyimser olmadıklarını açıkça ifade ediyor. Raporlar, 1,5 derecelik sıcaklık artışı eşiğinin önümüzdeki on yıl içinde aşılmasının yüksek olasılık dahilinde olduğunu gösteriyor. Bunu engellemek için çok daha kapsamlı kolektif bir eylem şart.

#Dosya #Analiz

Yorumlar 0

Giriş yap — yorum yapmak için